Çin-Türk Kültürel İlişkilerine Tarihsel Bakış

0
454

Çin-Türk Kültürel İlişkilerine Tarihsel Bakış

İki başında Çin ve Türkiye’nin bulunduğu tarihi İpek Yolu yıllar boyunca doğu ile batıyı, Çin halkı ile Türk halkını buluşturmuş, iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri hızlandırmıştır. Mesela Çince’deki “Çay” (cha-ye), “Çini” (ci-qi), “Su” (shui), “Elbise” (yi-fu) gibi kelimeler Türkler tarafından da kullanılmaya başlanmış, Çin’in 12 Hayvanlı Takvimi ve gölge oyunu Türklere de geçmiş ve hatta günümüze kadar ulaşmıştır. Öte yandan Türkiye’deki Topkapı Sarayı’nda Song, Yuan, Ming ve Qing hanedanlarından kalma binden fazla değerli çini bulunmaktadır. Aralarında, üzerinde Kızıl Kayalıklar (chi-bi) ve Su Dongpi’nin “Kızıl Kayalıklar Kasidesi” (chi-bi-fu) resmedilmiş nadide bir çini ve Çin saten ipliğinden yapılmış kral ve vezir elbiseleri gibi Çin-Türk kültürel ilişkileri araştırmaları için çok değerli tarihi eserler bulunmaktadır. En önemlilerinden biri de Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Çin-Türk mimarisinin organik bir entegresi olan Sanat Salonu’dur. Kapı üstü saçakların motifleri ile Çin’in Yasak Şehir’indeki geleneksel Shanshui resminin renklerine ve desenlerine olan şaşırtan benzerliği binlerce yıllık dostane Çin-Türk etkileşiminin bir diğer delilidir. Tarihi öneme sahip bir şehir olan İstanbul’a, “İpek Yolu” nun batı ucunda bulunmasından dolayı Çin’den birçok çini, ipek gibi ticari ürünler ve Çin medeniyetinin dört büyük icadı kabul edilen pusula, barut, kağıt ve baskı gibi bazı teknolojiler getirilmiştir. Elde edilen bu ürünler ve teknikler Türkler tarafından Avrupa’ya taşınmış ve Marks da bu nedenle İstanbul ile ilgili “Doğu ile Batı’yı bağlayan altın köprü” tabirini kullanmıştır. Çin-Türk ortak kültürel mirasının temsili sayılan “Nasrettin Hoca” karakteri iki ülkede de yaygın bir şekilde yazılı eserlere konu olagelmiş, ortak bir kültürel fenomen olarak Çin-Türk medeniyetleri arası diyaloğu ve dayanışması için önayak olmuştur. “İpek Yolu” nun doğu ve batı iki ucunda bulunan bu iki büyük imparatorluk yıllar boyunca medeniyetleri arasındaki etkileşimlerini bazen barış bazen savaşla sağlamış, İpek Yolu Çinli’yi ve Türk’ü birbirine bağlayan önemli bir bağlantı haline gelmiştir. Ne var ki daha sonraları ilişkilerde bazı problemler ve iniş çıkışlar da yaşanmıştır.

1953’de patlak veren Kore Savaşı’nda Amerika’nın müttefiklerinden biri olarak Türkiye de bir askeri birliğiyle Amerika komutasındaki Birleşmiş Milletler ordusuna dahil olmuştur. İki kadim millet yakın tarihte yeniden karşılaşmış, fakat bu sefer buluşma savaş meydanında gerçekleşmiş, Türk tugayı Çin Halk Gönüllü Ordusu ile savaşmıştır. O tarihten itibaren de Çin-Türk ilişkilierinde olumsuz bir hava hakim olagelmiştir. Çin tarafında Türkiye, hep emperyalist Amerika’nın uşağı olarak, Türkiye tarafında da Çin, “şeytani düşman” ve “yeni yetme komünist” olarak görülmüştür. Bu savaş iki toplumda da çok derin olumsuz izlenimler oluşturmuştur. Öte yandan Doğu Türkistan/Xinjiang problemi de iki ülke arasındaki ilişkileri etkileyen en önemli sorun olarak baş göstermiştir. Fakat 1971’de diplomatik münasebetlerin kurulması ile iki ülke arasında ilişkiler iyileşme sürecine girmiş; politik,ekonomik ve kültürel alanlardaki münasebetlerde sevindirici ilerlemeler kaydedilmiştir. 1973 yılında ilk kez bir Çin heyeti İzmir Enternasyonal Fuarı’nı ziyaret etti. Ekim 1974’de Anadolu Ajansı yetkilileri Çin’i ziyaret edip Xinhua Haber Ajansı ile haber işbirliği anlaşması imzaladı. Haziran 1978’de dönemin Çin Dışişleri Bakanı Huang Hua Türkiye’ye ilk kez Dışişleri Bakanı seviyesinde bir ziyaret gerçekleştirdi. 1979 yılında Çin, ilk kez 97 kişiden oluşan bir sanatçı grubunu Türkiye’ye tura gönderdi. Çok geçmeden iki ülke arasında “1981-1982 Yılı Kültürel Diyalog Planı”nın imzalanması ile bilim, eğitim, kültür, sanat, habercilik, radyo, televizyon ve spor gibi alanlardaki işbirliğinde ilerlemeler katedildi. 1981 yılında Pekin’de doğumunun yüzüncü yılı adına Atatürk’ü anma programı düzenlendi. Kasım 1993’de kültür, spor, eğitim ve habercilik gibi alanları kapsayan “Kültürel İşbirliği Anlaşması” imzalandı. Aralık 2011’de “Çin Halk Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı, Çin vatandaşlarının grup olarak Türkiye’ye seyahatleri ile ilgili düzenlemenin imzalanması ile Türkiye, Çinli turistler için popüler bir seyahat noktası haline geldi. Aralık 2008’de Çinli Yazarlar Heyeti ilk kez Türkiye’yi ziyaret etti, aralarından beş tane yazar Türkiye Yazarlar Birliği’ni de ziyaret etti ve bazı yazar, şair ve senaristler ile söyleşide bulundular. Ekim 2010’da dönemin başbakanı Wen Jiabao Türkiye’ye resmi ziyarette bulundu ve Çin-Türk ilişkilerinde yeni bir süreci başlatan “Çin-Türk Stratejik Ortaklık” belgesini duyurdu.

Görüldüğü üzere, “İpek Yolu” ile başlayan Çin-Türk kültürel ilişkileri kökü çok eskiye dayanmasına rağmen Doğu Türkistan ve Kore Savaşı gibi meseleler sebebiyle çok ciddi zarar gördü. Halihazırda en önemli mevzulardan ilki iki ülke arasındaki dış ticaret açığı problemi ve ikincisi “Doğu Türkistan” probleminin iki ülke arasındaki politik, kültürel ve güvenlik ilişkilerine olan menfi tesiri. Bundan dolayı bu problemlere rağmen kültürel ilişkilerin nasıl derinleştirileceği ise iki ülke ilişkileri için kilit mesele haline geldi.