Çin’in Türkiye Kültürel Diplomasisinin Değerlendirmesi

0
500

Cumhurbaşkanı Xi Jinping 7 Eylül 2013’de Nazarbayev Üniversitesi’ndeki konuşmasında “İpek Yolu Ekonomi Koridoru” kurulması fikrini ileri sürdü. 13 Eylül 2013’deki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirevesi’nde üye ülkeler ile 3 milyar insanı kapsayan “İpek Yolu Ekonomi Koridoru” fikrini gerçekleştirme görüşmelerini başlattı ve diğer üye ülkelerden olumlu yanıt aldı. Konuşmasında şunları vurguladı: “İki bin yıllık ilişkilerin gösterdiği gibi, sadece dayanışma ve karşılıklı güvenle, eşitlik ve karşılıklı faydayla, hoşgörü ve birbirini anlamayla, kazan-kazan işbirliğiyle; farklı milletlere, inançlara, kültürlere sahip ülkeler çok kolay barışı tesis edebilir ve gelişebilirler. İşte bu, tarihi İpek Yolu’nun bize verdiği ilhamla gerçekleştirilecektir. Bu ilham bize, karşılıklı ekonomik yararın, medeniyetler arası hoşgörünün ve güvenlik ortaklığının oluşturduğu “İpek Yolu Ruhu”nu işaret ediyor. Bundan dolayı Xi Jinping ülkeler arasındaki ilişkilerin önemini ve özellikle “Halklar arası sevgiyi” vurguluyor. Yukarıda belirtilen ilişkilerin kurulması için de her bir ülke halkının desteğinin, halk arasındaki dost yanlısı münasebetlerin, karşılıklı hoşgörü ve kültürel dostluğun arttırılmasının olmazsa olmaz olduğuna inanıyor.

 

Xi Jinping aynı yıl 3 Ekim’de Endonezya Milli Meclisi’nde yaptığı konuşmasında Çin ve ASEAN’ın beraber “Deniz İpek Yolu”nun inşa edilmesini teklif edip şunları ifade etti: “Zheng He’nın Batı’ya seferleriyle elde edilen tarihi Çin-Güneydoğu Asya ülkeleri ilişkilerini günümüz ekonomik ilişkilerine taşımalıyız.” Bundan dolayı tarihi “Deniz İpek Yolu”, “Zhenghe Seferleri”, Çin ve Güneydoğu Asya ülkelerinin dostane ilişkilerinin araştırılmasına önem verilmeli, Çin’in komşularla dostluk politikası derinlemesine tekrardan düşünülüp yeni fikirler, yollar ve yöntemler bulunmalı.

 

2013’te 24-25 Ekim tarihlerinde Pekin’de ÇKP Merkez Komitesi tarafından düzenlenen Çevre Ülkeler Diplomasisi Forumu’nda çevre ülkeler diplomasisi ile ilgili 5 ila 10 yıllık çok önemli kararlar alındı. Xi Jinping burada da çevre ülkelerle dostluk söylemini sürdürdü. Diğer ülkelere Çin’in iç ve dış politikasının doğru tanıtılması, Çin’in sesinin duyurulması gerektiğini ve Çin Rüyası’nın çevre ülkelerin gelişimine de faydası olması gerektiğine inandığını belirtti. Pekin’deki bu zirve bir nevi “İpek Yolu Stratejisi”nin resmi olarak başladığını ifade etmektedir.

 

İpek Yolu’nun iki kilit ülkesi olan Çin ve Türkiye’nin “İpek Yolu Stratejisi” adı altındaki bu yeni tip Çin-Türk ortaklığını şekillendirmede öncelikli görevi ilişkilerin çeşitli yönlerden derinleştirilmesi olmaktadır. Bu noktada tarafların attığı adımlar aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

Politik İlişkilerde Karşılıklı Güven ve Yardımın Pekiştirilmesi

Xi Jinping başkan yardımcısı sıfatıyla gerçekleştirdiğï Şubat 2012’deki Türkiye ziyaretinde Başbakan Erdoğan’a “Doğu Türkistan” probleminin Çin’in iç güvenliği ve toplumun istikrarı ile doğrudan ilişkili olduğunu ve ülkenin temel çıkarlarıyla bağlantısı olduğunu ifade etti. Dönemin Başbakanı Erdoğan da birçok kez Türkiye’nin Çin’in bu politikasıyla uyum içinde olacaklarını, Çin’in bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne sagyı duyduklarını belirtti ve Şincan’ın Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Türkiye’de, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü aktivitenin karşısında durulacağını ifade etti. Çin tarafı da bunu takdirle karşıladı ve Türkiye’nin bu konuda etkili önlemler alıp “Doğu Türkistan” yanlılarının her türlü Çin karşıtı ayrılıkçı organizasyonlarını engelleyeceğini ve Çin-Türkiye ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde ilerliyeceğini umduklarını ifade etti.

Ekonomik İlişkilerde Karşılıklı Yarar ve Destek

Xi Jinping 2012’deki Türkiye ziyaretinde Çin-Türkiye ticari ilişkilerinin derinleştirilmesi için dört önemli öneride bulundu. Bunlardan ilkini, avantajlı alanlara yatırım yapılması yoluyla iki ülke arasındaki ticaretin dengelenmesi, Çin tarafının Türkiye’nin dış ticaret açığına önem vermesi ve kapsamlı önlemler alması ve bunlarla beraber Türk tarafının da yerli ürünlerini Çin’e pazarlamada daha fazla çaba sarfetmesi olarak belirten Xi Jinping, ikinci olarak daha fazla finansman sağlanıp Türkiye’nin altyapı çalışmalarına yatırım yapılmasına vurguda bulundu. Bu yolla iki tarafın da finans kurumları ve işletmelerinin dengeli bir yükselişe geçeceğini umduklarını ifade eden Xi, her çeşit iş fırsatının değerlendirilip ortaklaşa en az bir veya iki büyük çaplı projeye imza atılması önerisinde bulundu. Üçüncü olarak, finans ortaklıklarının derinleştirilmesine vurgu yapan Çin Devlet Başkanı, en kısa sürede karşılıklı para birimi çevrimi anlaşması imzalanması gerektiğini ve yapılan ticaretlerde yerel para birimlerinin kullanılması ile beraber yapılan büyük çaplı ticaret ve yatırımlara daha rahat bir ortam sunulması gerektiğine değindi. Son olarak, nükleer enerji ve havacılık gibi yüksek teknoloji gerektiren alanlardaki ortaklıkların artırışmasına dikkat çeken Xi, yenilikçi, faydalı ve gelişen girişimlerde bulunulması gerektiğini ifade etti. Bunun dışında enerji tasarrufu, yeşil enerji ve yeni malzemeler gibi alanlarda da ortaklık kurulması ile beraber ekonomik gelişmede devamlılık sağlanmasının önemine vurguda bulundu. İpek Yolu’nun iki ucunun hızla gelişen ülkeleri olan Çin ve Türkiye’nin, Expo Avrasya’yı çok iyi değerlendirip ticari ilişkileri arttırması gerekliliğine değinen Xi Jinping, Türk şirketlerini Şincan’a yeni yatırımlar yaparak bölgenin gelişimine katkı sağlamaya davet etti. “İpek Yolu Stratejisi” sürecinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Xi, “Kara Yolu, Ticaret, Para Birimi” birliği sağlanarak, bir an önce politik ilişkiler vasıtasıyla altyapı ve sistem oluşturulup ticari açığın kapatılması ve bu yolla ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. .

Güvenlik İlişkilerinde Fikir ve İş Birliğinin Pekiştirilmesi

Global terörizmin daha önce hiç olmadığı kadar kendini hissetirdiği günümüzde Çin ve Türkiye gibi “İpek Yolu” coğrafyası üzerinde bölücü ve radikal  terörist grupların gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin mağduru olan iki ülkenin teröre karşı ortak bir duruş sergilemesi ve asli işbiriliği yapması zaruriyet arzetmektedir. Mayıs 2014’te Şanghay’da düzenlenen CICA toplantısında Türkiye Şanghay Başkonsolu Deniz Eke “Türkiye ve Çin elele vererek Asya’nın güvenliğini sağlamalı” diyerek şunları ifade etti “Öncelikle, CICA toplantısı konsept ve uygulama yöntemiyle, Türkiye ve Çin’in diplomaside, egemenlik, toprak bütünlüğü, uyuşmazlıkların barışçıl yöntemlerle çözülmesi, iç işlere karışmama, işbirlikçi ve çatışmasız güvenlik anlayışı ilkelerini hep koruduğunu göstermiştir. İkinci olarak Asya’da güvenliğin sağlanması konusunda önemli yeri olan Türkiye ve Çin aynı zamanda Asya’da farklı yerel forumlara da beraber katıldılar. Örneğin, 2013 yılında Türkiye, kurucuları arasında Çin’in de bulunduğu Şanghay Beşlisi’ne diyalog ortağı olarak katıldı. 2010 yılında Çin’in de diyalog ortağı olduğu ASEAN ile Dostluk ve İşbirliği Antlaşması imzalandı. İki ülke beraber CICA’da olduğu gibi diğer yerel ve bölgesel organizasyonlarda da işbirliği yapabilir. Son olarak, Çin’de Türkiye gibi CICA’nın birçok açıdan aktif katılımcısıdır. CICA’ya şu an başkanlık eden ve gelecekte de edecek olan iki ülke olarak Çin ve Türkiye ileride işbirliklerini derinleştirmeye devam etmelidir.” Tahmin edilebileceği gibi, CICA üyesi ülkelerin Asya’da güvenliği sağlama çabalarının önderliği altında, Çin ve Türkiye’nin yargı, emniyet, terör karşıtı istihbarat gibi alanlardaki işbirliği günden güne artacaktır ve pragmatik çözümler getirilecektir.”

Kültürel İlişkilerin Pratik ve Yeni Yöntemlerle Pekiştirilmesi

Son yıllarda Çin-Türkiye kültürel ilişkileri gittikçe artmakta ve etkinliklerin içerikleri de zenginleşmektedir. Kültür, eğitim, turizm, medya, sağlık, spor alanlarındaki işbirliklerinde sevindirici sonuçlar elde edilmekte, özellikle de 2001 yılında Türkiye’nin Çin’de turizm bölgesi ilan edilmesinden sonra karşılıklı turistlerin sayısı hızla artmaktadır. 2013 yılına kadar Çin, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Konfüçyüs Enstitülerini açtı. Ankara Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Fatih Üniversitesi, Okan Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi olmak üzere 5 üniversitede Çince bölümleri açıldı. Bunun dışında Heybeli Ada Anadolu Lisesi, Saint Benoit Fransız Lisesi, İstanbul Daowusi Orta ve İlkokulu, Lotus Çin Kültür Merkezi gibi 15 ilk, orta,lise ve çeşitli seviyesindeki eğitim kurumlarında Çince eğitimi etkinlikleri başlatıldı. Ayrıca Çin ve Türkiye arasında 14 çift kardeş şehir ilan edildi ve aralarında tekstil, ticaret, kültür, eğitim, turizm ve insan kaynakları konularında işbirlikleri yapıldı. Bu sayede Çin’in şehirleri ilk defa Türkiye’nin Asya ve Avrupa’yı kapsayan benzersiz konumuna ve Avrupa Birliği ile olan ilişkilerine dayanarak, kendi ürünlerini Türkiye pazarı üzerinde Orta Doğu ve Avrupa pazarına sokabilme imkanı buldu. Türk şehirleri de Çin şehirleri üzerinden birçok Asya-Pasifik kaynaklarına ulaşmış oldu. Kardeş şehir projeleri sayesinde kültür aktarımı ve personel eğitiminde önemli adımlar atıldı, özellikle eğitim, turizm, kütür ve sağlık gibi alanlarda işbirlikleri yapıldı.

Tarih Çin Türkiye
1989.10.23 Şanghay İstanbul
1990.06.20 Pekin Ankara
1991.09.25 Tianjin İzmir
1991.12.13 Shangdong Rizhao Trabzon
1996 Xi’an Konya
1996.11.14 Jiangsu Zhenjiang İzmit
2004 Shantou Tekirdağ
2005.11.27 Anhui Anqing Kütahya
2009.09.27 Jiangsu Changzhou Eskişehir
2010.04.02 Haerbin Erzurum
2011.09.19 Shandong Jinan Marmaris
2012.07 Guangzhou İstanbul
2012.12 Sichuan Suining Kırklareli
2013.08.15 Fujian Zhangzhou Pendik

 

Yukarıda bahsi geçen dört farklı alandaki ilişkiler arasında kültürel ilişkiler kilit ve temel bir rol oynamakta, kültürel ilişki aynı zamanda karşılıklı faydanın sağlandığı ekonomik bakış açısı, şümullü bir insani bakış açısı ve işbirlikli güvenlik anlayışıyla inşa edilmiş ve tarihi “İpek Yolu” ruhunun günümüz temsilciliğini yapmaktadır. İki ülke arasındaki bu ilişki dünyada küresel ilişkilerde karşılaşılan “çok ulus ve çok dinin harmanlanması” zorluğunun aşılması için örnek teşkil edecektir. Bu nedenle Çin-Türk kültürel ilişkileri, kültürel değerlerin paylaşımı, karşılıklı güvenin pekiştirilmesi ve terör karşıtı uzlaşı gibi üç önemili görevi sırtlanıp “İpek Yolu”nun iki ucundaki gelişen iki büyük ülkenin ilişkilerin işlev ve fonksiyonunu pekiştirmeli. Yerel ve uluslararası arenada gelişen model ekonomik güçler olarak yeni Çin-Türkiye stratejik ortaklık ilişkisinin pekiştirilmesiyle Çin-Arap ve İslam coğrafyası ilişkileri güçlendirilmeli ve Çin’in Avrupa üzerindeki etkisi arttırılmalı. Bu sayede Çin-Batı ilişkilerindeki gelişmeyle Avrupa’ya bağlanan “İpek Yolu” üzerinde Çin-Türkiye modelli “İpek Yolu Stratejik” ortaklığı kurulmalı.