Çin’de STK’lar – V: Sonuç

0
506

Modern toplumlarda, sivil toplum yararına faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların niteliği ve niceliği, toplumun gelişmişliği ve fertlerin birey olma bilinci adına önemli bir göstergedir. Toplum ihtiyaçlarını karşılama yönünde faaliyet göstermeleri ve halktan destek görmeleri STK’ların olmazsa olmazlarındandır. Desteğini halktan almayan örgütlenmeleri sivil toplum kuruluşu olarak nitelendirmek doğru olmayacaktır. Sivil toplum kuruluşları toplumun ilgi odağı olan alanlarda yoğunlaşırlar. Bünyesinde barındırdığı sivil toplum kuruluşları günümüzün ekonomi ve nüfus devi Çin’i anlama adına önemli ipuçları verecektir. 1949 öncesi dönem için, ticaret ve yardımlaşma alanlarında yoğun faaliyet gösteren ve gelişme aşamasında olan sosyal toplulukların varlığından söz edilebilir. 1949’dan Kültür Devrimi’ne kadarki süreç içerisine STK’ların gelişimi yavaşlama içerisine girmiş ve faaliyetleri sınırlandırılmıştır. Reformlarla birlikte STK’lar için de bir normalleşme süreci başlamış oldu. Ancak Çin STK’larının günümüzde hâlâ daha tam manasıyla sivilleşemediği bir gerçek. Sosyal yaşamda etkili bir biçimde faaliyetlerini sürdüren sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğunun devletin yönlendirmelerinden tam bağımsız bir yapıya sahip olmadığını ve bu yüzden de tam manasıyla NGO (Non Government Organization) kimliğini kazanamadıklarını rahatlıkla ifade edilebiliriz. Buna örnek olarak devlet yönetiminde Sovyetler Birliğinden kalma ve günümüzde de hâlâ daha uygulanagelen “Nomenklatura (职务名称表-zhiwu mingcheng biao)” sistemini gösterebiliriz. Bu sisteme göre ülke genelinde faaliyet gösteren etkili sivil toplum örgütlerinin de dâhil olduğu kadrolar Çin Komünist Partisine bağlı kurumlarca atanmaktadır.

Bu ortamda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanları da çeşitlidir. Kırsal kökenli bir toplum olan Çin’de hâlâ daha nüfusun büyük bir kısmı köylerde yaşamaktadır. Bununla birlikte Çin’in gelişmiş sektörlerinden birisi de tarımdır. Bu sebeple tarım sektörü ve kırsal alanlarda kalkınmaya yönelik faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları sayıca daha fazladır. Ayrıca Çin’de etkin biçimde görülen kirlilik problemiden (hava, toprak ve su kirliliği) ötürü bu alanla alakalı çözümler üretebilmek adına insanların STK’lara yoğun destek vermektedir.

Yukarıda da bahsedildiği üzere, Çin’de sivil toplum kuruluşları devlet politikalarından yoğun bir şekilde etkileniyorlar. Bu sebeple, hâlihazırdaki gelişim süreçlerinde Çin STK’larının en temel problemi, iradelerini etkin bir biçimde ortaya koyabilecekleri demokratik bir ortamı bulamamalarıdır denilebilir. Bunun yanı sıra Çin sivil toplum kuruluşlarının mücadele ettiği başka problemler de mevcuttur. Bunların en önemlileri güven ve gönüllülük problemidir. Bazı STK yöneticilerinin adlarının yolsuzluk iddialarına karışması, toplumda ister istemez bu tarz kurumlara karşı bir güvensizlik duygusu meydana getirmiştir. Gönüllülük problemi ise STK’ların toplumdan beklenen seviyede maddi ve manevi destek görmemeleridir. Çin’de kişi başına düşen STK sayısı ve STK’lara üye olan nüfusun oranı Avrupa ülkelerinin çok çok gerisindedir. Bahsedilen problemlerin çözülmesiyle üye sayısı ve bağış miktarlarındaki artacağı düşünülmektedir.

Son olarak, reformlara ve demokratikleşme hamlelerine devam eden Çin’in bu tutumu, ülkede STK’ların işleyiş sistemine de etki edecektir. Ekonomik alanda atılan adımlarla özgürleşmeyi sağlayan Çin, sosyal yaşamda da benzer adımları atma niyetinde ve umulur ki bu süreç içerisinde STK’lar da kendilerine düşen payı alabilirler.